Gündem

Göl sularında ‘Rigoletto’

Üç ülkenin gölü Konstanz’ın kıyısında, deniz kalesindeyiz. Yakında bizi Bregenz’e götürecek geminin gelmesini bekliyoruz. Konstanz Gölü’nde üç ülkeden gemiler çalışıyor. Özellikle yaz aylarında sık uçuşlarla üç ülke arasında seyahat etmek mümkün. “München” tam zamanında iskeleye yanaşıyor. İpler atılır, kapılar açılır. İnsanlar acele etmeden, acele etmeden yavaş yavaş gemiye binerler. Güzel bir günün sonunda herkes yorgundur. Göl sakin ve durgun. Beyaz gemiler, tekneler, yelkenliler suda süzülür. Aç martılar iki yanımızda çığlık atıyor. Havada ekmek parçalarıyla kavga ederler. Sahilde küçük yerleşimler, yamaçlarda köyler, konaklar, villalar. Parklar, elma bahçeleri, üzüm bağları. Lindau’da kim isterse iner. Ülkeye bağlı büyük bir adadaki tarihi şehri ziyaret etmek, bölgeye gelen her ziyaretçi için bir zorunluluktur. Tüm eski binalar yenilenmiş ve dar sokakların çoğu trafiğe kapatılmıştır.Şehir şık mağazaları, restoran ve kafeleri, otelleri ve marinasıyla oldukça çekicidir. Bregenz Avusturya’da çok uzakta değil.

ŞEHİR İNSANLARI NEFES ALIR

Büyük bir köy evinin önündeki ovada oturuyoruz. Yükseklik bin metreden fazladır. Uzakta Ren vadisi ve dağ zirveleri görülebilir. Avusturya’nın Voralberg eyaletinin başkenti Bregenz’den teleferikle az önce indiğimiz Pfender zirvesine çıktık. Büyük şehirlerin insanı bölgenin temiz havasında koşuşturur, uzun yürüyüşler yapar ve nefes alır. Kışın kayaklarını giyer ve tepelerden aşağı kayar. Önündeki ahşap masalarda oturduğumuz köy evinde yaşayan ailenin geçim kaynağı sadece hayvan beslemek değil, yemek yemektir. Yürüyüşçüler ve kayakçılar müşteriler.

Savaş sonrası yıllarda tiyatro festivaliyle adından söz ettiren Bregenz, göl kıyısında eski bir Roma kasabası. Bregenz, gölün doğu ucunda, dinlenmek isteyenlerin Almanya’dan İsviçre’ye, kuzey İtalya’ya ve Avusturya dağlarına kadar kayak yapmak istediği Pfender dağının yamaçlarında ve yamaçlarında yer almaktadır. Ortaçağ evlerinin dar sokaklarında yürüyoruz. Bregenz’in yukarı semtleri köyü andırıyor. Küçük ve şirin bahçeler içinde iki katlı taş evler. Sokaklar boş. Bazı yaşlılar kapının önünde kestirir, kediler bahçe duvarlarında uyur. Güneş kemiklerinizi ısıtır.

FESTİVAL ALANI

Buraya gelip Bregenz Festival Salonu’nu ziyaret edemezsiniz. Göl kenarında büyük bir park. Ünlü kumarhane parkın bir köşesinde, “göl manzarası”nın hemen arkasında. Her yaz yaklaşık 300.000 sanatseveri şehre çeken Bregenz Festivali, 1946 yılından beri açık havada yapılıyor. Amfitiyatrodaki seyirciler, göl kenarındaki devasa sahnede oynanan, saraydan adam kaçırma, çingene baronu, satılan nişanlısı, fındıkkıran, Romeo ve Juliet, Viyana kanı, kuğu gölü, yarasa, Otello, Mutlu Dul, Karmen, Uçan Hollandalı , Sihit Flüt, Kiss Me Kate, West 70 yılı aşkın bir süredir Yakası Hikayesi ve Turandot gibi unutulmaz eserlerle İsviçre kıyılarının ışıltılı sularına ve ışıltısına dalmış durumdalar.

Bu yıl Verdi’nin “Rigoletto”su sırada. Dev bir palyaçonun başı, bazen nazik gözleri birdenbire sinirlenir, üzülür, sonra mutlu olur, gözleri döner, yaşayan yüzün hareketleri her an değişebilir. Yanında büyük bir balonun sepeti de sahnenin bir parçası. Oyuncular da balonun içinde, dev palyaçonun gözünde ve açılıp kapanan koca ağzında. Oyun, Verdi’nin duygusal müziğiyle herkesi kendine çekiyor. İsviçre’nin zirvelerinin ardında, karla kaplı dağlar. “Münih” hızla gelişiyor ve baloncuklar bırakıyor. Uzaktan bir tren düdüğü duyuluyor. Güneş batmaya hazırlanıyor. Uzakta, gölün diğer ucunda, sisin arkasında Constance. Oraya ve yarın ötesine seyahat edin. İsviçre’ye, Zürih’e.

[email protected]

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu