Gündem

Borges’in dilleri… Feridun Andaç’ın yazısı…

BORGES VE BÜYÜ – ZAMAN

Jorge Luis Borges bir aktör ve yalancıdır. Okuyucuyu şaşırtmayı da sever. Onun için rüya terimi baskın unsurdur:

“Böylece zihniyle, düşlerle, uzay ve zamanla oynuyor, Borges’e en büyük neşeyi veren de bu. Oyun ne kadar karmaşıksa, o kadar eğlencelidir. Sırası geldiğinde, hayalperest de rüya görebilir. “Zihin rüya görüyordu; onun hayali dünyaydı.’ Borges, Democratius’tan Spinoza’ya, Schopehauev’den Kierkegaard’a kadar tüm düşünürlerde paradoksal entelektüel olasılıkları arar. “(André Maurois)

Borges yazarken, kendini de yeniden yazıyor. Öyle bir noktaya gelir ki; “Bu satırları hangimiz yazıp yazmadığımızı bilmiyorum” diyebilir.

Onun bir diğer özelliği de, dinî ve felsefî düşüncelerini hikâyelerinde kıssalara dönüştürmesidir. Evrenin hayalini kuranın bizden başkası olmadığı düşüncesiyle sürekli ortalıkta dolanır.

Rüya içinde rüya genellikle yazının konusudur. (Gizli Mucize / Kurgu Rüyalar ve Hikayeler)

Yazdıklarına baktığımızda Borges’in bu farkındalığı/bakışları bize nasıl getirdiğini görüyoruz. Her birini görmezden gelmeden okuyoruz:

“Öykülerindeki çatallı yollar. Hassasiyet / detayda mükemmellik. Dedektif Hikayeleri (Ölüm ve Pusula). Meseller benzetmelerdir. Borges’in icatları … Yaratıcı, yenilikçi. Edgar Allan Poe, onu üreten ana kaynaktır.”

Borges görünür/gözlenebilir bir görünüme sahiptir. Aşağıdaki anlatıcılar kan bağımız olan kişilerdir: Joyce, Dante, Goethe, Shakespeare, Cervantes.

Fotoğraf: Kaynak Corbis -Getty

ANLATICI BORGES VE ANLATICI BORGES

Anlatıcı Borges ile anlatıcı Borges’i ayrı tutmak gerekir. Ana tema labirenttir, ancak her zaman aynasının önündedir. Çok fazla ayna var.

Önce okur> sonra şair> sonra denemeci: Bu ikisinin birleşiminden oluşan bir anlatıcı. Modern çağın anlatıcısı.

Borges’i bir anlatıcı olarak günümüze taşıyan ve Samuel Beckett, Fernando Pessoa ve Pablo Neruda ile bir eksende anmasını sağlayan kuşkusuz edebi birikiminin zenginliğidir…

Şüphesiz o zenginlik, onların biriktirdiklerinin sayısal varlığından ibaret değildir. Yirminci yüzyılın edebi coğrafyasına getirdikleri şey, onu açan ufukta.

En çok okunan yazarlardan biridir. Bu, bence, bu birikimin parlaklığını gösteriyor.

“Borges sadece edebi kurgu yöntemlerini değiştirmekle kalmadı, aynı zamanda kutsal metinlerin içeriğini ve yazarların düşüncelerini de değiştirdi.” (James Woodall)

Aslında bu düşünce bile bize Borges’in etkili/kurucu bir kaynak olduğunu söylüyor. “Borgesian” tanımı burada kurulur.

İSPANYA’NIN GÜCÜ!

Düzyazı ve şiirlerinin dünya dillerinde yayılması da İspanyolcanın gücünden kaynaklanmaktadır. Gezici / sömürge dili. Borges, kökenini Cervantes’te bulur. Ancak anlatı, dünyasını dünya kültürleri üzerine inşa eder:

Juan Peron – onunla uyumsuz. Adolfa Bioycasares – arkadaş canlısı. Silvina Ocampo, “Sur” dergisinin kurucusu – Victoria Ocampo’nun kız kardeşi. Marquez – onun üzerindeki etki. Roger Caillois – 1944-1953, Fransızcaya çeviri. Alef, Dallanan Yolları Olan Bahçe, Kumlar Kitabı’nı okumadan Borges nasıl anlaşılır ve tarif edilebilir?

Büyülü Gerçek> Fantezi Edebiyatı; hem sınırındadır hem de sınırlarının dışında bir yerdedir. Gerçeğin sınırlarını aşar > rüya/mit/efsane/büyü/yerel motifler edebiyata girer. “Fantastik ve Yeni”.

Alejo Carpentier> Doğalcılık Karşıtı. Jorge Amado> tropikal şehvet. Marquez> çılgın hayal gücü. Karayip yerel kültürü.

Burada da Borges yöreye bağlı kalmıyor. Gezip gördüğü dünya edebiyat atlası onu besler; kendi kültürel varlığını aydınlatır ve ondan ne alacağının farkına varır.

Bu anlamda uzun kelimeyi seçmez. Kısa anlatıyı, entelektüel özü, imajı, netliği, sadeliği seçer. Hikayelerinin her birinde bir düşünce parıltısı; ne/ne için söylediğinizin derin bir anlamı var.

Yerli ve yerel, folklorik değil; modern. Önceliği bir üslup yaratmaktan çok, yeni bir bakış açısı getirerek “edebi öz” yaratmaktı.

BORGES’TE BELLEK ÇAĞRISI

Borges’in hikayelerinin karmaşıklığı, onun algı ve hafıza yolculuğuna yansımalarından kaynaklanmaktadır. Onları nasıl çağırıyorlar? “Borges’in sistemi, programı, genel düzeni yoktur” düşüncesinin yanı sıra kendi sözlerini de dinleyelim (NT Giovanni):

“Belirli bir teoriyi desteklemiyorum.” Bu onun melez anlatıcı kimliğinin her şeyden beslendiğini gösterir: ansiklopedi makalesi, sözlük, yaşam, eser, yazar, söz, rüya, nesne, anlatılanlardan… (Övgü Gölgeye, s. 255-265)

“Estetik teorilere şüpheyle yaklaşıyorum. Bu teoriler genellikle işe yaramaz soyutlamalardır.”

Bölünme ve her şeye ulaşma / her şeyi kirletme duygusu onda da belirgindir… Bunu bir yerde söyledi; “Dili kullandığınızda, her zaman metafor kullanmanız gerekir.”

Onun çağrısı yazılı olarak kendisi olmaktır. Kendi sesinle yazmak için Borges’in içinden geçmen kaçınılmaz bence!

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu